Ana içeriğe atla

Canım abim ve ablam...


Keşke şimdi ben 7 yaşında olsaydım, ablam 10, abim 13...  

Üçümüz bir odada uyurduk. Ben yer yatağında yatardım çünkü daha küçüktüm. Abim ile ablam ise ikiye ayrılmış bir ranzanın iki ayrı yatağında yatarlardı. Geceleri karanlık olunca korkardım, o yüzden hiç uyumayalım isterdim. Abim tembellik yapar asla okul için bir çabaya girmezdi. Ablam incecik bir kızdı, o ne yapsa onu taklit ederdim. Yeni ilkokula başlardım ben de. Yazmayı falan bilmiyorum, okumayı da.. Abim okula gitmeye can atıyorum diye beni garipserdi. Şimdi anlıyorum garipsemesini ama birinci sınıfa başlayacaksın deseler, ben yine can atarım. Ne güzel, bulanık yıllardı. 

Ablamla uyduruk ama özgün oyunlarımız vardı mesela. Ne kadar iyi anlaşıyorsak bir o kadar da kavga ederdik üçümüz.
Babam evin koridorunun tavanına bir kanca asar, ona bağladığı ip ile salıncak yapar, biz de sallanırdık. Sonra babamın kocaman terlik giymiş ayaklarına otururduk, bizi ayakları ile taşırdı. Biz onu çok güçlü sanırdık, güçlüydü de ama aslında biz ufacıktık. Annem saçlarımı tam tepeden bağlardı, abim ile ablam bana domates kafa der gülerdi.

Okulun ilk gününden önceki gece yepyeni önlük ve ayakkabılarım ile uyumuştum. Çok iyi hatırladığım bir gece. Ertesi sabah ise aynı katta oturduğum Kübra ve Nursena ile üç minik bebek olarak kolkola gitmiştik okula.

Gerisi ise çok hızlı. Asla yakalayamadığım bir hızda geçti tüm o yıllar. Şimdi o kadar uzak ki o zamanlar. Ne Kübra var ne Nursena. Ablamla abim eskisi gibi olamaz, ben de olamam. Şimdi saçımı tepeden bağlasam biraz güleriz ama o zamanki gibi olmaz, ya da tavana asılmış salıncak bizi taşımaz, ya da babamın gücü artık bize yetmez.

Eskiye dönemeyiz, eskisi gibi de olamayız. Sadece özleriz. Özleyerek yaşamayı öğreniriz. Zor olur ama böylece yaşar gideriz...

Yorumlar

  1. Hayat hep bundan ibaret değil mi zaten asıl mesela şuan aldığımız nefesi ilerde özleyeceğimizk bilerek yaşamak

    YanıtlaSil
  2. Vallahi ağladım

    YanıtlaSil
  3. Geçmiş geri gelmeyecek bunu düşünmek bile çok üzücü. O yüzden yarının geçmişini doya doya yaşamak lazım, yani bugünü.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

KARUTA

  Merhaba arkadaşlar,   Size farklı bir yazıda sırf Karuta oyununu anlatmak istiyorum.   Chihayafuru animesi Karuta isimli bir kart oyunu etrafında dönen bir anime. Ve ben bu oyuna aşık oldum. O kadar havalı bir oyun ki size anlatmak istiyorum. Japonya'nın önemli şairlerinden toplam 100 adet şiir bulmuşlar ve bu şiirleri kartlara yazmışlar. Toplam 200 kart var çünkü 100 tanesi oyunda kullanmak için 100 tanesi okuyucunun okuması için. Önce iki kişi bu yüz karttan 22'şer tane alıyor ve önüne üç sıra olacak şekilde şiirler gözükür halde diziyor. Okuyucu da bir kart seçip kartı okurken o kartın aynısını oyuncular oyun sahası içindeki kartların içinden bulup kartı almaya çalışıyor. Oyunun başında 15 dakika kartların yerini ezberleme süresi veriliyor. Çok hızlı olunması gereken bir oyun. Kartları alırken fırlatabiliyorlar. Yani annemin deyişiyle "pervasız bir oyun" :) İşte bu pervasızlığı da beni benden aldı arkadaşlar :)   Karuta kartları alttaki resimdeki gibi am

yeni klavyemle bir yazı

 bugün hayatımda gördüğüm en tatlı klavye ile bu yazıyı yazıyorum. ayrıca bugün ilk defa fizik tedaviye gittim. nasıl olduysa artık (bence birileri nazar değdiriyor bana düzenli olarak) diz kapağımı kaydırmışım. hayatımın kaydığı yetmiyormuş gibi..... xd bunlar hep şaka. sonuçta başımıza felaket gelmedi. ayrıca çok güzel bir klavyem var. aylardır manyak gibi klavye bakıyordum. şöyle en tatlısından bir klavyem olsun istemiştim. hem de pembe. zaten pembe bir mausum var. ya da fare. nasıl yazılıyorsa, inanın hiç umurumda değil. bugün işe gitmeyi bırakmak mecburiyetinde kaldım. aslında uzun süredir de işsiz olmak nasıl bir şey merak ediyordum. yani ertesi gün için yapman gereken hiçbir şey olmadığında nasıl yaşanıyor bilmek istiyordum. artık önümüzdeki 20 gün kadar bir süre ertesi günümün önemi yok. fizik tedaviye gideceğim ve sonra da eve döneceğim. garip. bu bir deneme süresi gibi. iş hayatının, daha doğrusu bir kurumsal şirket çalışanı olmayı kabullenmek ve sindirmek benim için çok zor