Ana içeriğe atla

Kayıtlar

YİRMİ BEŞİNCİ YAŞIMIN SON İKİ SAATİ

aslında önceki yazılarımı okuyup sonra bu yazıyı yazmalıyım ama birden bu sayfayı açtım. uzun süredir de yazmıyormuşum siteye. yazmaya vakit bulamadım, vaktim varsa da yazmak için bu vaktimiz ayırmak zor geldi. daha çok dinleniyorum. bu yaşımda çok yorulduğumu fark ettim belki de her yeni yaşımda daha da çok yorulacağım ve böylece yaş almanın gerçekleri ile yüzleşeceğim.  bu yıl iki kere fizik tedavi aldım. sayısız kere istifa etmeye karar verdim. 30'dan fazla ilana başvurdum, iki kere mülakata girdim. kimse beni işe almak istemiyorum. sebebini anlayamıyorum. ne sorunum var ki sanki?  bu yaşımda beyaz yakalı olmayı deneyimledim. sanıyorum öğrendiğim en saçma ve gereksiz şey buydu. beyaz yakalı olmak. bu yaşımda mezun oldum, tezimi savundum. mezun olmak için önceki yaşlarımda çok uğraşmıştım ve bu yaşımda sonunda o diplomayı aldım. şimdi kitaplığımın en üst rafında duruyor. ne yapacağım o diplomayı bilmiyorum. öyle duracak süs diye. o diploma bana ne sağladı onu da bilmiyorum h...

yeni klavyemle bir yazı

 bugün hayatımda gördüğüm en tatlı klavye ile bu yazıyı yazıyorum. ayrıca bugün ilk defa fizik tedaviye gittim. nasıl olduysa artık (bence birileri nazar değdiriyor bana düzenli olarak) diz kapağımı kaydırmışım. hayatımın kaydığı yetmiyormuş gibi..... xd bunlar hep şaka. sonuçta başımıza felaket gelmedi. ayrıca çok güzel bir klavyem var. aylardır manyak gibi klavye bakıyordum. şöyle en tatlısından bir klavyem olsun istemiştim. hem de pembe. zaten pembe bir mausum var. ya da fare. nasıl yazılıyorsa, inanın hiç umurumda değil. bugün işe gitmeyi bırakmak mecburiyetinde kaldım. aslında uzun süredir de işsiz olmak nasıl bir şey merak ediyordum. yani ertesi gün için yapman gereken hiçbir şey olmadığında nasıl yaşanıyor bilmek istiyordum. artık önümüzdeki 20 gün kadar bir süre ertesi günümün önemi yok. fizik tedaviye gideceğim ve sonra da eve döneceğim. garip. bu bir deneme süresi gibi. iş hayatının, daha doğrusu bir kurumsal şirket çalışanı olmayı kabullenmek ve sindirmek benim için çok ...

YİRMİ DÖRDÜNCÜ YAŞIMIN SON ELLİ BEŞ DAKİKASI

  Şu an bir feribottayım. Geçen seneye göre çok şey değişti hayatımda. Eve dönmek için yol alıyorum ama döndüğüm ev bile değişti. Odamdaki eşyaların yerini değiştirirdim şimdi odam da değişti. Mesela çalışıyorum. Hem de öğrenciyim. Bu yıl hayatımda o kadar çok şey değişti ki. Bu ilgi alanlarım değişti, hedeflerim değişti, hırslarım değişti. Rutinlerim oldu mesela. Cilt bakımı rutinim var artık. Serumlar sürüyorum, nemlendirici kullanıyorum. Makyaj da yapıyorum arada ama önemli günlerde. Bu yıl deneyimlemediğim sayısız şey deneyimledim. Birina aşık oldum ve daha sonra o kişinin hayatına dahil oldum. Soyadım değişti mesela. Bir insanın en çok neyi değişirdi? İşte benim soyadım değişti. Henüz iki hafta olmadı üstelik ve ben yirmi dördüncü yaşımı bitirmeden babamın soyadına veda edip aşık olduğum adamın soyadına alışmaya başladım. Bu yıl kendime bakışım ve çevreme bakışım değişti. Değerli oluşumu öyle bir kazıdım ki aklıma. Başka bir şehirde olan nikahıma 50 kadar arkadaşım geldi mesel...

mutlu olduğunda

öyle herkesle konuşmayacaksın. soru da sormayacaksın. kimseye de bir şey anlatmayacaksın. moralini bozacağı kesin olan kişilerle konuşmayacaksın işte. zaten hep aynısı olur. seni mutlu edenleri bulacaksın ve onlarla konuşacaksın. ne güzel gülüyordun. ne olacağını biliyordun ama yine de yaptın aynı şeyi. böyle oluyor hep. farklı bir son bekliyorsun ve her seferinde deniyorsun. ama öyle olmuyor. mutlu olduğunda senin mutluluğuna mutluluk katacak kişiler dışında kimseyle görüşmeyeceksin. zaten zar zor mutlu olmuşsun ama onlar her kim ise mutluluğunu söküp alıyor. dediğim gibi hep böyle olur. çoğu hatamı bu sefer aynısı olmayacak diyerek yeniden yaparım. denerim işte öyle. olumlu düşün diyorlar. ben zaten hep olumlu düşünmüyor muyum? ne olursa olsun sonuç bellidir. ama ben ısrarla denerim.  yine moralim düştü. mutluydum gerçekten. öyle koca bir gülümseme ile geldim ki eve. ama pek de farklı bir şey olmuyor. neden böyle sorgulamak da istemiyorum. gülümsememi bu kadar zor geri kazanmışke...

bu zamanlarda böyle olurum

biraz akılsızımdır. biraz da düşüncesizimdir. cesaret gelir bir de bana. ne hissediyorsam, ne düşünüyorsam hemen yaparım. cesaret patlaması, akılsız cesareti. öyle güzel bir şarkıya takıldım ki şu sıra. ve şu sıra o kadar dingin hissediyorum ki. kalbimde bir rahatlık var. biraz da içim fenalaşıyor. ama bu sefer akılsız bir cesaretsizliğe kapılmak istemiyorum. mutluysam da temkinliyim artık. mutsuzsam daha iyi hissediyorum. ağlayasım geliyorsa hemen ağlıyorum da. dinginim ama. daha az konuşur oldum, daha çok dinler oldum. aklımdan geçiyor öyle sayısız şey ama hiçbirini kalbime ulaştırmamaya çalışıyorum. kalbimde ne varsa da orada hapis. hayaller kurmaya da iznim yok. biraz daha sakinim.  bazı pişmanlıklarım olabilir. bu sefer ne olursa olsun pişman hissetmeyeceğim. içimden geleni yapıyorum diye neden üzülüyorum? evet biraz akılsızım. bu da bana cesaret veriyor. her neyse. bu neden beni sıkıntıya soksun ki? yapmadım diye üzülmek pişman olup üzülmekten daha kötüdür benim için.  t...

güzel

 bugün odamı toplayıp süpürdüm. zaten dün de vizem vardı. birkaç gün sakince dinlenebileceğim. dün dediğim de cuma günü. şimdi 1 mayıs. her neyse.  Ramazan o kadar güzel geçti ki, dopdoluydu. Her gün neredeyse bir başka arkadaşımla iftardaydım. Evde sanırım 5 kere falan iftar yaptım. Çok güzeldi. Elhamdülillah. Son teravihimizi de kıldık. Duamızı da ettik. Elhamdülillah. Sonra nevresimlerimi değiştirdim. Mis gibi. Nevresimlerimi değiştirince hayatımın yeni bir partına geçiyor gibi hissediyorum. Genelde de yeni bir olayda ya da bir şeyin başlangıcı olmasını istediğimde nevresim değiştiririm. Mesela okulun başlaması, sınavların bitmesi, Ramazan'ın başlangıcı, bayramın gelişi... yarın arefe. bayram için baklava yapacağım inşallah. birkaç gün hiçbir meşguliyetim olmadan dinlenebilmek harika bir şey. çok yoruldum. evet güzel bir aydı ama aynı zamanda sınavlarım, ödevlerim ve sunumlarım vardı. bayağı yoğundum. günlerce sadece uyumak için eve geldim. sonra ertesi sabah yine dışarı. ö...

öyle gelir

zaten çoğu şey bana öyleymiş gibi gelir. sonradan anlarım. ama o kadar çok sonradan anlarım ki artık anlamamın da bir anlamı kalmaz. öyle gelir.  hayaller içinde savrulursun. seni mutlu ettiğini sanarsın ama seni zehirler. sonra o zehirden dolayı öleceğim sanırsın. öyle gelir. ama ölmezsin. bir sonraki hataların için yaşamaya devam edersin. çünkü ders alamazsan aynı dersi farklı öğretmenlerle, farklı sınıfta, farklı bir gün alırsın. sınavını geçemediğin sürece bu devam eder. düşünmeye vakit bırakmazdım. düşünürsem üzülürüm diye. üzülürsem atlatamam ve mahvolurum sanırdım. öyle gelirdi işte. gelmedi. mahvolmadım da. üzülsem de atlattım. her şey bir şekilde geçer çünkü. gelir ve geçer.  kimse de öyle kolay kolay ölmezmiş. en ağır sandığın duygudan bile bir şekilde kurtulurmuşsun. bu ilk dersim değildi. çok kez kötü olay yaşadım. her seferinde de perişan olana kadar ağladım. ama geçti işte. bir daha yaşayamam sandım, bir daha kimse ile konuşamam sandım, öyle geldi çünkü. bir daha...