Ana içeriğe atla

Kayıtlar

dost

yardım et bana. biliyorum ki sen anlarsın. bu halim hal değildir. yardım et bana. çok konuştuğumu biliyorum ama sen alışıksın buna. dinlersin beni. gel lütfen. anlatamıyorum kimseye. sana anlatayım. ağlayamıyorum bile. sana ağlayayım. bilirsin, ben böyleyim. sen bilirsin beni. gel lütfen. dinle beni. koru beni. ben bilmiyorum ki nedir kötü, nedir iyi. ben bilmiyorum. sen bilirsin beni. hangi suyu içmemem gerektiğini söyle bana. zehirleniyorum baksana. bulamıyorum doğruyu. zehirliyorlar beni defalarca. ölemiyorum bile. gel artık, koru beni. dayanamıyorum artık. öp beni. o zaman rahatlarım. sarıl ki bana o zaman anlayayım. dost. sen varsın ya o yeter. onun dışında ne varsa boş. yeni ve soğuk yorganlara sarıldığım için oldu biliyorum. sen sıcacıktın. alışıktın. gel ve öp beni. sevgine ihtiyacım var. uyut beni. başımı yaslayayım omzuna ki, o zaman rahat ederim. yalan sürüsünün kuş tüyleri kanattı başımı. kaya gibi gerçek omuzunu ver bana ki anlayayım. uyuyamıyorum günlerdir,...

bir gün ne kadar verimsiz geçirilebilirse o kadar verimsiz geçirdim

Bunu ilk defa yapmıyorum zaten. O yüzden o kadar da çok garipsemedim. Eğer bir yerlerde, herhangi bir şekilde hayatımı boşa harcama ve zamanımı öldürme konusunda elime bir fırsat geçiyorsa bunu kaçırmamak için ciddi manada uğraşıyorum. Sonuçta öyle o kadar zor kolay bir şey değil. Bu kadar bilerek yanlış yerlerde, yanlış fikirlerle, yanlış hareketler sergilemek gerçekten bir çabanın eseri olmalı. Pek bir şey yapmaya da hevesim kalmadı. Kararlarım pişmanlık oluyor, heveslerim hayal kırıklığı, çabalarım çöp, emeklerim ziyan... Bu kadar şeyden sonra kalp ile bir şey yapmaz oldum. Artık ne geliyorsa aklıma hemen yapıyorum. Yanlış olsa da "Fazla düşünmedin, fazla da umutlanmadın zaten. Boşver" diyorum. Önemi gittikçe yitiyor gözümden her şeyin. Artık böyle devam edeceğim hayatıma. Daha iyi. Daha sakinim. Daha güvende hissediyorum. Kesin kurallarım var. Her ne olursa olsun onları çiğnemeyeceğim. Kendi ruh sağlığım için. Gerekirse sevdiğim şeylerden bile vazgeçerim ama bana...

hatalısın

yanlış yapan sensin işte. düşünemiyorsun. şu ana kadar doğru bir karar verememiş olduğunu biliyordun ama yine de ısrarla kararlarının arkasından konuşuyorsun. sana göre değildi işte. bırak artık. sen başkasın. o kadar olamıyorsun işte. boşuna uğraştın. güzel şeyler de yaşadın ama sen karamsarsın ya sadece hayal kırıklıklarını hatırlayacaksın. kalmadı mutlu anlardan geriye tek bir saniye. sen şimdi sadece üzüldüklerinlesin. senden geriye sadece kalp kırıklıkları var. yakışmadın. sen olamadın onlar gibi. onlar kırmızıydı, sen yeşil. onlar için ne kadar normalse senin için o kadar anormaldi. boş geliyor şimdi bunlar. neden yaptın diyorsun. boşuna yaptın işte. sadece üzüldüğünle kaldın işte. elinde ne var diye bir baksana. yok. ne var? yoksun işte sen yoksun artık. bir önemin de yoktu. mutluyken olmuyor işte, sen üzüntülerden besleniyorsun. seni kahrolmak kendine getiriyor. seni bırakmak kendine getiriyor. yanlış düşüneceksin ve bunu asla sonlandıramayacaksın. hatalısın işte. sen ...

bir çok şey yaşadın

hayatında utanç verici o kadar çok şey yaşadın ki. nasıl insanların yüzüne bakarım dedin kaç defa. şimdi ne kadar uğraşsam da bunları deme sebebimi hatırlamıyorum. şuraya utanç verici şeylerimi yazamıyorum. unutmuşum hepsini. o kadar çok şey yaşadın ki. pişman da oldun, kızgın da oldun, kahroldun. keşke zaman tam olarak da şu güne ve şu saate dönse dedin kaç defa. hayat bu, diyorlar. birçok şey yaşayacaksın, unut gitsin. tamam unutacağım. ama hayat bir de pişman olmak, üzülmek, kızmak değil mi? bir çok şey yaşadım. misal veremiyorum. çünkü dedikleri gibi unutmuşum çoktan. yarın nasıl okula giderim, nasıl konuşurum insanlarla sanki bir şey olmamış gibi, demedim mi kendime? o kadar çok dedim ki. hepsi yaşadıklarımdan dolayı. pişman da olacaksın, seçeceksin yapacaklarını, seçeceksin gideceğin yerleri. seçeceksin konuşacağın insanları... etrafını seçeceksin. bileceksin. hayır, o asla yapmaz bunu diye bir şey var mı? yok. kimseye güvenmemek, kimse ile yakın olmamak vardı. saf b...

yirminci yaşın son iki saati

Abim bana pasta alacakmış. Evde olmadığım için hakkımı kaybettim ama olsun. Abim bana pasta almak istemiş. 20. yaşımın son iki saati içindeyim. Her geçen yıl daha çok ilginç bir yıl oluyor ama sanırım en farklısı bu yıl oldu. O kadar yeni, farklı, ilginç, tecrübe dolu bir yıldı ki, sanırım 20. yaşım unutamayacağım bir yaş olacak. İki saat içinde veda ediyorum 20'ye ve 21 oluyorum. İki basamaklı yaşlara girişim dün gibi değil mi? Ne yalan söyleyeyim, pek hatırlamıyorum. 18 yaşına girişimi hatırlıyorum mesela. Sınav vardı sanırım. 19 yaşım tam da bir klişe ile başlamıştı. "Ne güzel şeysin sen hep yaşın 19" şarkısı ile efsane bir başlangıç. 20 yaşına girerken hayatımın en acınası ve en berbat gününü yaşamıştım. Daha kötüsü olur mu bilmiyorum ama bu kadar kötü bir giriş bilmiyorum. Devamında her şey güzelleşti. Daha çok kendimi sevdim, daha az üzülmeye başladım, daha mantıklı düşünmeye başladım (belki de daha az kalbimi dinler oldum) daha çok doğru karar verir oldum....

Sıcak Yemeğe Üfledim

Kendinize çok özgür diyebilirsiniz. Özgür olduğumuza inanmıyorum. Tam olarak özgür olacağımız bir zaman asla olmayacak. Akan bir zaman içinde durduramadığımız bir hayatı yaşarken kendinize özgür diyemezsiniz. Parasız hiçbir şey elde edemediğiniz, oksijen çekmeseniz içine hayata devam edemeyeceğiniz bir durumda nasıl özgürüm diyebiliyorsunuz ki? Kendimi çok baskı altında hissediyordum. Uymam gereken belirli kurallar vardı ve bu benim için ciddi anlamda bir zorunluluktu. Bir gün aslında benim için önemli olan bir kuralı çiğnedim: sıcak yemeğe üfledim. O andan sonra beni boğduğuna inandığım tüm kuralları bıraktım. Kendimi şimdi daha özgür hissediyorum. Tam olarak özgür olamayız, dediğim gibi ama bu yine de çok iyi olmamı sağladı. Saçma gelebilir size, anlayışla karşılıyorum fakat şöyle bir düşünün. Belki de yatağa gitmeden önce her defasında telefonunuzdaki mesajlara son bir kez bakıyorsunuz ve bu sizin daha geç uyumanıza neden oluyordur. Her defasında pişman oluyorsanız bırakın....

Canım abim ve ablam...

Keşke şimdi ben 7 yaşında olsaydım, ablam 10, abim 13...   Üçümüz bir odada uyurduk. Ben yer yatağında yatardım çünkü daha küçüktüm. Abim ile ablam ise ikiye ayrılmış bir ranzanın iki ayrı yatağında yatarlardı. Geceleri karanlık olunca korkardım, o yüzden hiç uyumayalım isterdim. Abim tembellik yapar asla okul için bir çabaya girmezdi. Ablam incecik bir kızdı, o ne yapsa onu taklit ederdim. Yeni ilkokula başlardım ben de. Yazmayı falan bilmiyorum, okumayı da.. Abim okula gitmeye can atıyorum diye beni garipserdi. Şimdi anlıyorum garipsemesini ama birinci sınıfa başlayacaksın deseler, ben yine can atarım. Ne güzel, bulanık yıllardı.  Ablamla uyduruk ama özgün oyunlarımız vardı mesela. Ne kadar iyi anlaşıyorsak bir o kadar da kavga ederdik üçümüz. Babam evin koridorunun tavanına bir kanca asar, ona bağladığı ip ile salıncak yapar, biz de sallanırdık. Sonra babamın kocaman terlik giymiş ayaklarına otururduk, bizi ayakları ile taşırdı. Biz onu çok güçlü sanırdık,...