Ana içeriğe atla

Kayıtlar

yeni kararlar ya da biraz hayıflanma

aklımda dolanan birçok fikir var. yeni kararlar almak istiyorum. net bir çizgi çekip bambaşka olmak istiyorum. içimde bir şeyler koptu ve artık içimdeki o tohumlar fideyi geçti, dallanıp budaklandı.  hayatımı etkileyecek kararlar bunlar. biraz da özel, anlık.  uzun süredir evdeyim ve acaba başka türlü biri olabilir miyim diye düşünüyorum. ilgilerimi değiştirebilir miyim? isteklerimi yenileyebilir miyim?  2019'un başından beridir hayatımdan çok şey eksilttim ama bir o kadar şey de eklendi hayatıma. minimalist olmak için ciddi bir karar almıştım. eşyalarımı satmış ya da vermiştim. kendimce ilerledim diye düşünüyorum ama dahasını yapabilirim. artık düşünmeye meyletmiş biri olduğumdan hayatımı düşünmeye başladım. beni bunaltan o kadar çok şey vardı ki, öyle sıkıntılardan geçmiştim ki bu yüzden eksilmek istiyordum. hafiflemek, azalmak.  bunları kıyafetlerle ya da ıvır zıvırlarla hallederim sandım ama benim asıl fazlalığım belliydi: insanlar. insanların ortalama 150 arkada...

Zaman

...yavaş mı geçiyor yoksa ben çok mu hızlı yaşıyorum? ya da günler geçmek bilmiyor da ben tam bir boşluğun ortasında mıyım?  Aylar geçmiş sanki, bir işi yaptığım son an sanki aylar önceydi ama sonra bir bakıyorum sadece bir ay geçmiş. Ya da haftalar önceydi dediğim şeyin aslında altı gün önce olduğunu görüyorum. Bu tarihler olmasa ben kaybolurdum. Vakit çok mu hızlı geçiyor? Ya da ben çok hızlı geçtiğini mi sanıyorum? Sanki günlerdir uyuyorum ama aslında sadece o günün akşamına uyanıyorum. Şu ödevin teslim tarihine bir gün kaldı diyorum. Saatler geçiyor, hatta bana göre günler geçiyor ve tarihe baktığımda hala bir gün kaldığını görüyorum. Günler geçmiyor. Artık bir saniye bende bir saat. Geçmiyor. Yanımda biri olduğunda (yani aslında telefonda) bir dakika sonra bir saat geçiyor. Önceki tek başıma olan saniyelerimin harcamak bilmediği saatler birden fazla olduğum zaman uçup gidiyor.  Yalnızlığı sevmediğimi öğreniyorum. Yıllar önceki ben bunu isterdi. Şimdiki ise katlanamıyor....

eskim ve yenim

yine odam dağınıkken bu blog sitesine giriş yaptım. sanki çok kullanıyormuşuz gibi yazlıkları indirdim ve kışlıkları dolabın üzerindeki yerlerine kaldırdım. fakat şu kıyafetleri katlayıp dolaba yerleştirmek o kadar zor geliyor ki. karantinada olsam dahi bugün diğer günlere göre çok fazla telefona baktım. yani aslında bu kadar çok telefona bakmıyordum. ödevden, dersten zaman kalmıyordu zaten. aslında ödevim var. ders çalışmam da gerekiyor ama ben telefona çok baktım bugün. eski alışkanlıklarıma geri dönüyor gibi hissediyorum. yenimi pek de sevmezdim, ben eskilerde yaşayan ve eskileri özleyen bir çaresizim. çok kötü şeyler yaşadıkça cidden o kendimi berbat hissettiğim eskileri özlüyorum. diyorum ki bunu yaşamasaydım da o eskidenki eskim olsaydım. bu beni mahveden yenim olmasaydı da geçmişteki umutsuz eskim olmaya devam etseydim dedim. bunu ben çok dedim. dualarım hep eskiye dönebilmek oldu. ama tam da amin demedim hiçbirine. olmayacağını biliyorum, olmasının anlamsız olacağını bil...

güzel bir yeşil

ikindi gibi izin için başvurduk. ertesi sabaha kadar izin çıkmadı ve kaymakamlığa gittik. sonra yola koyulabildik. gidiş iki saat kadar sürdü. abim 120'den de fazla hız yaptığını söyledi ama ben hızı pek sevmediğim de hızdan korktuğum için uyumayı çözüm olarak seçmiştim, o yüzden bilmiyorum. yol boyu nereye gittiğimizi sordular. hep aynı şeyi söyledik: cenazemiz var. dayımın, kırmızı ışık görünce yavaşlayıp tin tin giderek yeşilin yanmasını beklediği şehirdeydik. -istanbul'da bunu yapamazdı- kırmızı ışık yanında durduk. istanbul'luyuz ya yeşil yanınca hemen gaza basacağız. kırmızı ışık yerine kırmızı renklerle EVDE KAL yazıyordu. tüm dünya bu ikaza çok aşina. bir süredir böyleyiz. dayım ve teyzemlerin yaşadığı apartmana geldik. annem arabadan indi, dayım dışarıya çıkmıştı. "ne yani, abime sarılamayacak mıyım şimdi?" dedi. sarılamayacaktı. sarılmadı da. o gün hiç kimse, hiç kimseye sarılmadı. "bu bizim alacağımız olsun" dedi dayım. öyleydi cidden. ...

Odam Kadar Dağınık

Tüm uğraşlarımın, geçmiş ilgilerimin, ürettiklerimin, kafamın, zihnimin ve kalbimin odam kadar dağınık olduğunu fark ettim. Youtube'ta katip ettiğim kanalların türleri de, Spotify'daki müzik listelerim de darmadağınık. Karmakarışık. Bazen çok düzenliyim. Mesela dolabım çok düzenli ama yurttan getirdiğim eşyalarım hala bavulda, odanın ortasında duruyor. Benim hazır hissetmemi bekliyor. Yerleştirmeye hazır değilim. Birkaç gündür hiçbir şeye hazır değilim. Zaten yurtta üçlü prizimi unuttum. Aklım ona gidiyor arada. Kaldı öylece diye düşünüyorum sonra yeni aldığım yapbozun kayıp olan parçasını düşünüyorum. Haftalardır evdeyim. Yapboz almayı planlıyordum ve aldım. Onun da bir parçası eksik çıktı. Her neyse. Bunu yazmaya gelmemiştim ama aklım karışık. Aylardır dinlemediğim bir parçayı açtım. Gerçi şu evde bulunduğum süre boyunca spor vaktim dışında müzik dinlememiştim. Şarkı dinliyorsam biraz moralim bozuk olması gerekiyor sanırım ya da bir yere ulaşmam gerekiyor. Tüm blog yaz...

yirmi birinci yaşın son bir buçuk saati

son 90 dakikadayım. 20 yaşından sonra en ilginç yaşımı yaşadım bu son bir yılda. sanırım 20 benim dönüm yılımdı, devamında gelen yaşlar ise bu dönümün etkisinden çıkamayan ilginç yıllarımın şahidi olacak. çok farklı duygular yaşadım. yaşamak istemeyeceğim şeyler oldu. çok oldu. geri dönüp silmek isterdim. öyle az buz şeyler değildi. vaktinde hissettiğim yoğun duygular sebebiyle oluşan bir pişmanlık da değildi. hala o anlarımı midem bulanarak hatırlarım. unutmak isterdim ama nefretim kurur diye unutasım da gelmiyor, bir daha o hataya düşmeyeyim diye de. o kadar mutlu başlamıştım ki 21. yaşıma. yanımda sevdiklerim vardı. üstelik 3 tane kedi yavrusuyla beraber uyumuştum. bir avucunuza alabilirdiniz üçünü de. o kadar ufaklardı yani. sonra neşe ile devam ettim. sadece iki hafta sonra mahvoldu. o zaman dünyam bitsin dedim ama bitmedi. sonra birkaç kişi ile tanıştım. nefret ettim. bitsin bu hayatım dedim. bitmedi. yeni kişiler daha tanımamak için sildim hepsini. yok olsunlar istedim. y...

saate bakar mısın

ileride pişman olup olmayacağımı düşünmeden bir şeyler yaptım. birkaç dakika içinde ise pişman oldum. kendimi başıboş hissettiğimde yapıyorum böylesi kötü şeyleri. unutmak istiyorum sonra da. unutulur elbet ama ben bir şekilde aklıma getiririm olanları, yaptıklarımı. çok şey istiyorum ama istemiyorum da. mesela istiyorum ki zamanı geri alabileyim. öyle çok şeyi değiştirirdim ki. sonra diyorum ki zamanı geri almayalım, ya şimdi tanıdıklarımı tanımıyor olursam? ya da yıllar sonra yolumun kesiştiği kişilere kavuşamıyor olursam? aslında ne yapıyorsak, ne yaşıyorsak bir sebebi oluyor. evet, pişman olunası şeyler yaptım. insanlar bilse beni yargılar, yüzüm kızarır sonra. bir daha yapmamak üzere uzaklaşmaya çalışıyorum her şeyden. mesela sosyal medyadan. ama sen bir youtubersın selime. ne olacak halin? çok içindesin artık, o kadar bütünleştin ki sosyal medya ile. sen nasıl kurtulacaksın ki şimdi tüm bunlardan? bağımlısın en başta. sen tüm bu tuzaklara düştün, hepsine alıştın. kaybettin...