Ana içeriğe atla

Kayıtlar

YİRMİ YEDİNCİ YAŞIMIN SON 1 DAKİKASI

Aslında bu yazıyı yazmak için alarm kurdum ama telefonum kapanmıştı çalmamış. Ucundan kıyısından diyelim, yirmi yedinci yaşıma böylece veda edeyim. Bu yaşımda ikinci kez mezun oldum. Herkes yüksek lisans okuduğumu sanıyormuş, yani beni pek de tanımayanlar. Aslında çift anadal mezuniyetimdi. Kurtuldum.  Bu yaşımda iş yerindeki görev tanımım değişti. Daha sert bir birimde çalışıyorum. Arada da iyi biri gibiyim ama tam olarak kötü polis gibi bir şeyim. Sevdim bu rolü. Daha katı olabilirim hatta mümkünse. Bu yaşımda, ömrümde ilk defa depremi hissettim. Hiç hissetmemiştim önceden. Yanımdaki arkadaşım hissederdi de ben hissetmezdim. Acaba kulağımın iyi duymamasıyla bağlantısı var mıdır? Bu tarz bir düşünce işte. Bu yaşımda ilk defa ameliyat oldum, tamamen uyutuldum ve 45 dakika hiçbir şey hissetmedim. Uyandığımda ise sadece ağlıyordum. Ağlamak ne güzel şey. Kendimi hissediyorum gibi geliyor.  Buna bağlı olarak bu yaşımda ilk kez bayıldım. Ameliyat sonrasıydı ve neredeyse bedenimde h...

YİRMİ ALTINCI YAŞIMIN SON BİR SAAT KIRK BEŞ DAKİKASI

greyfurt sıkıp üzerine maden suyu koydum ve içiyorum. çok güzel oluyor. son bir yılda neler yaptığımı düşünüyorum. bu yıl anlatmaya değer pek bir şey olmadı aslında. aynı yerde çalışıyorum, aynı yerde okuyorum. ama taşındım mesela evet. artık başka bir evdeyiz.  beni strese sokan ve aslında beni hapseden, beni zincirleyen 4 şey vardı. iki tanesinden kurtuldum. biri ev idi biri de kötü yöneticiydi. bu yaşımda hakkımı savundum, stresimi azaltmak için çok uğraştım. eğitimler aldım, sakinleşmeye çalıştım. bu yaşımda psikolog seanslarım bitti. artık psikoloğa gitmiyorum. ihtiyacım var mı hala bilmiyorum ama şu anlık iyiyim.  bu yaşımda koçluk seansları aldım. çok faydalıydı. hayat amacımı öğrendim, neler yapmak istediğimi gördüm. hem de nasıl mış gibi yapabileceğimi gördüm. mış gibi yapmak benim için bir hayatta kalma modeli. mecburen. bu yaşımda da işimden ayrılmak çok istedim ama olmadı. önceki yaşımda nerede çalışıyorsam ve ne yapıyorsam yine aynı şeyleri yapıyorum.  eşim y...

portakallı kek

 tarif vereceğim değil. şu an portakallı kek yiyorum. şu sıralar tatlı klavyem ile birlikte masaüstü bilgisayarda ödev yaparak bayağı vakit geçirdim. son kez bir doküman ödevi yazdım. bu perşembe teslim edip imza atacağım. öyle işte. ne hoş, yüksek yapar mıyım bilmiyorum ama bir şeyin bitmiş olmasını görmek de insanı başka şeye ittiriyor sanki. ama neyse bu okul cidden bir bitsin bakalım. hayırlısı. fotoğraf projemi de bitirdim bu arada. bir tek kaliteli şekilde bastımam gerekiyor. nasıl yapacaksam artık... karanlık konseptte fotoğraf çektiğim için hiçbiri istediğim şekilde çıkmayabilir. ama çok sorun da değil. hoca zaten beğendi. kalmayacağımı biliyorum dersten. insan 27sine doğru gelirsen 20 yılını okumak ile geçirdiğini fark edince hocaları da tanıyor, derslerini de tanıyor, neyi nasıl yapacağını ve nereden nasıl sıyrılacağını da anlıyor. profesyonelim. ben hem profesyonel bir öğrenciyim hem de profesyonel bir öğrenenim. öğrenmiyorsam bile öğrenmişimdir. sor hemen cevaplarım. he...

ödev yapmak dışında her şeyi yapmaya çalışıyorum

annemin kaderini yaşadığım için evliliğimin daha 2.yılı dolmadan 2.kez taşınıyoruz. mecburen. kirada olmak böyle bir şeymiş. değişime alışık olduğum için taşınmak beni o kadar yormuyor. aksine yeni bir ev ve eşyaların yeniden yerleşmesi güzel. şimdi yaşamakta olduğumuz eve de o kadar alışamamıştım ve yerleşememiştim. bu sebeple çok çok üzülüyorum diyemem. işime de geliyor doğrusu. daha küçük ve temiz bir eve taşınmak hoşuma gidiyor.  Ödevlerim var. bir tane sunum bir de fotoğraf projesi olacak. bu sebeple fotoğraf eleme ve proje yazmak için bilgisayar başına oturdum. klavyem de var. biliyorsunuz harika güzel bir klavyem var. çok severek aldım ama belki 5 kere falan kullanmak nasip oldu. birçok şeyi de böyle heves ederek alıyoruz. arıyoruz tarıyoruz ama sonra kaç kere kullanıyoruz acaba? alabilmek tek başına nasip değil, kullanabilmek de bu nasibin devamı bence. sonuçta içeri odadaki masanın üzerinde tozlanmaya bırakılmış bir şey sana ait olsa da gerçekten nasibin midir ki? aslında ...

hiç yapmamış olmak beni daha çok pişman ederdi

 öyle ani kararlarım oldu benim. ani demeyelim gerçi. artı eksileri hesaplayıp verdiğim kararlar oldu. yapmasaydım daha çok pişman olurdum. hiç bilmemek o ikinci seçeceği beni daha çok rahatsız ederdi. ilk seçenekteyim zaten. neler oluyor görüyorum ve daha çoğunu da göreceğim eğer ikinci seçeceğe doğru gitmezsem.  kimin asıl final canavarı olduğunu bilemiyor insan. bir anda haklıyken haksız duruma da düşüyorsun. hep planlı ve strateji ile yaşaman gerekiyor. en sonunda sen niye böyle yapmadın oluyor. oysa ki onlara imkan veren de sen olmuşsun. kendi iç dünyanda düşüncelere dalmışken birden kafanı kaldırıp çevreye bakıyorsun. meğer o kadar da basit bir denklemde yaşamıyormuşsun. işe git gel. kendini ikna et. tamam. ceket giymeyi bırak. işine bak. başkalarına bakma. insanları dinleme. sonra birden insanların yeri değişiyor. bir anda sana çeşitli suçlamalarla geliyorlar. yaşadığım tam olarak ne bilmiyorum. ama ben bunları çözmek de istemiyorum. ben bu olayların içinde de olmak ist...

bayramın ikinci gününde kimbap yaptım

 oldukça geleneksel bir bayram geçiriyorum. aslında arefe günü annemlere gidip 3 çeşit baklava açarak bayağı geleneksel olmuştum. dün gece ise eve geldik. bugün de kore yemeği yaptım. kimbap ve ramen. 50li yosun almıştım. 5 tanesini yaptım valla. becerikli biri oldum nedense. ilk denemem fiyasko olmuştu. ama artık bayağı iyi yapıyorum. insan deneye deneye öğreniyor.  çalışma masama eşim kendi eski monitörünü koydu. artık devasa bir ekranım var. zaten klavyem harika tıkır tıkırdı. bu yüzden kendimi keyifli hissediyorum. klavyem mausum ve masa üzerindeki maus pedi pembe renkli. bilgisayarın duvar kağıdını da pembe yaptım. tatlı oldu. bir süredir evim toplu. çok şükür. işten istifa etmek gibi düşüncelerimi de kovdum. hallediyoruz bir şekilde işte. bir de deniz görebilsem çok güzel olurdu. biraz ayaklarımı suya sokmak istiyorum, ne yapayım işte.  🧿 bu klavyede imoji tuşu var. baya tuşa basınca imoji seçenekleri çıkıyor ve sen de tıklıyorsun 🤯 böyle minik şeyler beni mutlu e...

YİRMİ BEŞİNCİ YAŞIMIN SON İKİ SAATİ

aslında önceki yazılarımı okuyup sonra bu yazıyı yazmalıyım ama birden bu sayfayı açtım. uzun süredir de yazmıyormuşum siteye. yazmaya vakit bulamadım, vaktim varsa da yazmak için bu vaktimiz ayırmak zor geldi. daha çok dinleniyorum. bu yaşımda çok yorulduğumu fark ettim belki de her yeni yaşımda daha da çok yorulacağım ve böylece yaş almanın gerçekleri ile yüzleşeceğim.  bu yıl iki kere fizik tedavi aldım. sayısız kere istifa etmeye karar verdim. 30'dan fazla ilana başvurdum, iki kere mülakata girdim. kimse beni işe almak istemiyorum. sebebini anlayamıyorum. ne sorunum var ki sanki?  bu yaşımda beyaz yakalı olmayı deneyimledim. sanıyorum öğrendiğim en saçma ve gereksiz şey buydu. beyaz yakalı olmak. bu yaşımda mezun oldum, tezimi savundum. mezun olmak için önceki yaşlarımda çok uğraşmıştım ve bu yaşımda sonunda o diplomayı aldım. şimdi kitaplığımın en üst rafında duruyor. ne yapacağım o diplomayı bilmiyorum. öyle duracak süs diye. o diploma bana ne sağladı onu da bilmiyorum h...

yeni klavyemle bir yazı

 bugün hayatımda gördüğüm en tatlı klavye ile bu yazıyı yazıyorum. ayrıca bugün ilk defa fizik tedaviye gittim. nasıl olduysa artık (bence birileri nazar değdiriyor bana düzenli olarak) diz kapağımı kaydırmışım. hayatımın kaydığı yetmiyormuş gibi..... xd bunlar hep şaka. sonuçta başımıza felaket gelmedi. ayrıca çok güzel bir klavyem var. aylardır manyak gibi klavye bakıyordum. şöyle en tatlısından bir klavyem olsun istemiştim. hem de pembe. zaten pembe bir mausum var. ya da fare. nasıl yazılıyorsa, inanın hiç umurumda değil. bugün işe gitmeyi bırakmak mecburiyetinde kaldım. aslında uzun süredir de işsiz olmak nasıl bir şey merak ediyordum. yani ertesi gün için yapman gereken hiçbir şey olmadığında nasıl yaşanıyor bilmek istiyordum. artık önümüzdeki 20 gün kadar bir süre ertesi günümün önemi yok. fizik tedaviye gideceğim ve sonra da eve döneceğim. garip. bu bir deneme süresi gibi. iş hayatının, daha doğrusu bir kurumsal şirket çalışanı olmayı kabullenmek ve sindirmek benim için çok ...

YİRMİ DÖRDÜNCÜ YAŞIMIN SON ELLİ BEŞ DAKİKASI

  Şu an bir feribottayım. Geçen seneye göre çok şey değişti hayatımda. Eve dönmek için yol alıyorum ama döndüğüm ev bile değişti. Odamdaki eşyaların yerini değiştirirdim şimdi odam da değişti. Mesela çalışıyorum. Hem de öğrenciyim. Bu yıl hayatımda o kadar çok şey değişti ki. Bu ilgi alanlarım değişti, hedeflerim değişti, hırslarım değişti. Rutinlerim oldu mesela. Cilt bakımı rutinim var artık. Serumlar sürüyorum, nemlendirici kullanıyorum. Makyaj da yapıyorum arada ama önemli günlerde. Bu yıl deneyimlemediğim sayısız şey deneyimledim. Birina aşık oldum ve daha sonra o kişinin hayatına dahil oldum. Soyadım değişti mesela. Bir insanın en çok neyi değişirdi? İşte benim soyadım değişti. Henüz iki hafta olmadı üstelik ve ben yirmi dördüncü yaşımı bitirmeden babamın soyadına veda edip aşık olduğum adamın soyadına alışmaya başladım. Bu yıl kendime bakışım ve çevreme bakışım değişti. Değerli oluşumu öyle bir kazıdım ki aklıma. Başka bir şehirde olan nikahıma 50 kadar arkadaşım geldi mesel...

mutlu olduğunda

öyle herkesle konuşmayacaksın. soru da sormayacaksın. kimseye de bir şey anlatmayacaksın. moralini bozacağı kesin olan kişilerle konuşmayacaksın işte. zaten hep aynısı olur. seni mutlu edenleri bulacaksın ve onlarla konuşacaksın. ne güzel gülüyordun. ne olacağını biliyordun ama yine de yaptın aynı şeyi. böyle oluyor hep. farklı bir son bekliyorsun ve her seferinde deniyorsun. ama öyle olmuyor. mutlu olduğunda senin mutluluğuna mutluluk katacak kişiler dışında kimseyle görüşmeyeceksin. zaten zar zor mutlu olmuşsun ama onlar her kim ise mutluluğunu söküp alıyor. dediğim gibi hep böyle olur. çoğu hatamı bu sefer aynısı olmayacak diyerek yeniden yaparım. denerim işte öyle. olumlu düşün diyorlar. ben zaten hep olumlu düşünmüyor muyum? ne olursa olsun sonuç bellidir. ama ben ısrarla denerim.  yine moralim düştü. mutluydum gerçekten. öyle koca bir gülümseme ile geldim ki eve. ama pek de farklı bir şey olmuyor. neden böyle sorgulamak da istemiyorum. gülümsememi bu kadar zor geri kazanmışke...

bu zamanlarda böyle olurum

biraz akılsızımdır. biraz da düşüncesizimdir. cesaret gelir bir de bana. ne hissediyorsam, ne düşünüyorsam hemen yaparım. cesaret patlaması, akılsız cesareti. öyle güzel bir şarkıya takıldım ki şu sıra. ve şu sıra o kadar dingin hissediyorum ki. kalbimde bir rahatlık var. biraz da içim fenalaşıyor. ama bu sefer akılsız bir cesaretsizliğe kapılmak istemiyorum. mutluysam da temkinliyim artık. mutsuzsam daha iyi hissediyorum. ağlayasım geliyorsa hemen ağlıyorum da. dinginim ama. daha az konuşur oldum, daha çok dinler oldum. aklımdan geçiyor öyle sayısız şey ama hiçbirini kalbime ulaştırmamaya çalışıyorum. kalbimde ne varsa da orada hapis. hayaller kurmaya da iznim yok. biraz daha sakinim.  bazı pişmanlıklarım olabilir. bu sefer ne olursa olsun pişman hissetmeyeceğim. içimden geleni yapıyorum diye neden üzülüyorum? evet biraz akılsızım. bu da bana cesaret veriyor. her neyse. bu neden beni sıkıntıya soksun ki? yapmadım diye üzülmek pişman olup üzülmekten daha kötüdür benim için.  t...

güzel

 bugün odamı toplayıp süpürdüm. zaten dün de vizem vardı. birkaç gün sakince dinlenebileceğim. dün dediğim de cuma günü. şimdi 1 mayıs. her neyse.  Ramazan o kadar güzel geçti ki, dopdoluydu. Her gün neredeyse bir başka arkadaşımla iftardaydım. Evde sanırım 5 kere falan iftar yaptım. Çok güzeldi. Elhamdülillah. Son teravihimizi de kıldık. Duamızı da ettik. Elhamdülillah. Sonra nevresimlerimi değiştirdim. Mis gibi. Nevresimlerimi değiştirince hayatımın yeni bir partına geçiyor gibi hissediyorum. Genelde de yeni bir olayda ya da bir şeyin başlangıcı olmasını istediğimde nevresim değiştiririm. Mesela okulun başlaması, sınavların bitmesi, Ramazan'ın başlangıcı, bayramın gelişi... yarın arefe. bayram için baklava yapacağım inşallah. birkaç gün hiçbir meşguliyetim olmadan dinlenebilmek harika bir şey. çok yoruldum. evet güzel bir aydı ama aynı zamanda sınavlarım, ödevlerim ve sunumlarım vardı. bayağı yoğundum. günlerce sadece uyumak için eve geldim. sonra ertesi sabah yine dışarı. ö...

öyle gelir

zaten çoğu şey bana öyleymiş gibi gelir. sonradan anlarım. ama o kadar çok sonradan anlarım ki artık anlamamın da bir anlamı kalmaz. öyle gelir.  hayaller içinde savrulursun. seni mutlu ettiğini sanarsın ama seni zehirler. sonra o zehirden dolayı öleceğim sanırsın. öyle gelir. ama ölmezsin. bir sonraki hataların için yaşamaya devam edersin. çünkü ders alamazsan aynı dersi farklı öğretmenlerle, farklı sınıfta, farklı bir gün alırsın. sınavını geçemediğin sürece bu devam eder. düşünmeye vakit bırakmazdım. düşünürsem üzülürüm diye. üzülürsem atlatamam ve mahvolurum sanırdım. öyle gelirdi işte. gelmedi. mahvolmadım da. üzülsem de atlattım. her şey bir şekilde geçer çünkü. gelir ve geçer.  kimse de öyle kolay kolay ölmezmiş. en ağır sandığın duygudan bile bir şekilde kurtulurmuşsun. bu ilk dersim değildi. çok kez kötü olay yaşadım. her seferinde de perişan olana kadar ağladım. ama geçti işte. bir daha yaşayamam sandım, bir daha kimse ile konuşamam sandım, öyle geldi çünkü. bir daha...

yirmi üçüncü yaşımın son bir saati

 aklımda bu yazı vardı. ne yazacağımı bilmiyordum. hala daha bilmiyorum. kafam çorba olmuş. ne içimde bir rahatlama var ne de "dersimi aldım" diyebileceğim bir olay var. ben yine de dersimi alacak gibi değilim.  bu yaşımda çok fazla şey olabilirdi. koca bir yıl geçmişti. bu kocaman yılda öyle şeyler olabilirdi ki hiçbiri olmadı. ne yapıyorduysam çoğunun suratına bile bakmadım bu yıl. bir yıldır yoga yapmıyorum mesela.  bu yaşımda okul için olan hırsımı kaybettim. ortalamam düştü. ve bu beni üzmedi. iyi dedim ve geçtim. normalde haftalarca ya da aylarca kafama takılırdı bu ortalamayı önceki yıllarda yapmış olsam. sorun etmedim. aklımdaki okul hırsını yok etmişim.  bu yı ben en mutlu günüm sandığım sayısız gün yaşadım. hepsi de gerçekten en mutlu günümdü. fakat ben bu yaşımda en mutsuz günümü de yaşadım. o kaos başlıklı 21.yaşımı yaşamış biri olmama rağmen ben en kötü hissettiğim yıl olarak bu yılı seçtim.  bu yaşımda umursamaz biri olmayı öğrendim. çok sevsem de ...

ah bu şarkılar

şarkılarla ağladık, şarkılarla güldük, şarkılarda ayrıldık, şarkılarda üzüldük... ah bu şarkıların gözü kör olsun anma günü olarak mı seçtim bazı günleri bilmiyorum. her ayın ilk günleri hafif üzgün olurum. bu sefer sadece gece üzgünüm. gündüz çok iyiydim. aslında şu anda da o kadar üzgünüm diyemem. ama şu şarkılar var ya.. gözü kör olsun...  kendimi üzmeyi de severim. o yüzden şarkılar benim en iyi tekniğim. hayal kurmayı da severim. beklenti içinde olmayı ve bir şeyleri ısrarla beklemeyi... ve sonra hayal kırıklığına uğramayı da severim. çünkü beni öyle üzer ki bu, hayal edemeyeceğim kadar üzer. ama her hayal kırıklığı öncesindeki beklentilerim sırasında hayal kırıklığına uğrayışımı hayal eder ve üzülürüm. üzülme provası yaparım. çünkü hayal kırıklığına uğrayacağıma o kadar eminimdir ki.. ben hayal kırıklığına uğramayı dahi beklerim. işte tek karşılanan beklentim budur. bir olayı bekliyorumdur. olumlu ya da olumsuz her yönlerini hayal ederim. olumlu olursa diye kalbim yerinden çı...

umrumda değil gerçekten

 aslında uykum var ve sabah da işim var. ama birden açtım burayı, yazasım geldi. bir süredir çok fazla şarkı dinliyorum. kafam çorba oldu. aslında şarkı dinlemeyi o kadar da anlamlı bulmuyordum. yani yoldayken ve ders çalışırken dinlemek yerine o kadar da aklıma gelmezdi şarkı dinlemek. ama odamda öyle otururken ya da işte yoldayken canım şarkı çekiyor. ve şarkılar da her türden. yine çorba gibi bir müzik türü listesi. seviyorum hepsini. tek bir tür dinlemenin anlamı yok. insan kusar cidden. ben kusardım yani. bugün cumartesi ama gece. yani güne daha yeni girdik. pazartesi okul başlıyor. hiç hazır değilim ikinci döneme. ilk döneme de hazır değildim. çok sıkıntılı ve berbat bir dönem olacağını hissetmişim belki de. bu döneme de isteksizim. ama yani aslında isteksiz bile değilim. hiçbir his besleyemiyorum. zaten ilk dönemim biteli 3 gün falan oldu. ikinci döneme de cup diye düşeceğim. farkında dahi değilim. neyse. zaten vizeler gelmeden hiçbir dersin suratına bakmıyorum. sorun olmaz ...

hani şans yılıydı

zaten bu astrolojiye o kadar da inanmazdım. yani karakter analizi vesaire güzel oluyor oldukça da doğru tahminleri mevcut fakat yani 2022yi bayağı övmüşlerdi. benden ufaktan inandım ne yapayım. yeni yıl başladığından beri tek bir iyi şey olmadı. üstüne bir de covid olduğumu öğrendim bugün. ayy aman be. 3 sınavım kalmıştı. bu cts güz dönemim bitiyordu. rezillik cidden ya. yüz yüze sınav yapmaya zorlayan okulumun sıfatına tüküreyim ben. gsü yani gerizekalı salaklar üniversitesidnfbkdbdfbdn tamam evet ateş kafama vurdu. mesela dünü salı diye geçirdim yani şu an saat gece 3. kafa karışıklığı olmasın. pazartesi gününü salı diye yaşamıştım. akşam öğrendim pazartesi günüymüş. aniden 1 günüm oldu hiç yoktan. böyle bir sevinç. ne işe yaradıysa. her neyse. salı ve çarşamba sınavım vardı. onlar gitti. cumartesi de vardı o da gitti. böyle bir şey. ne planlarımız vardı. ne güzel bitecekti dönem. rahatlayacaktım. şimdi sütlere kaldım. boş boş. hocalar zorlayacak mı ne yapacak belli değil. saçmalık ö...

günlüğüme yazmadım

normalde unutmak istemediğim şeyleri günlüğüme yazarım. ya da üzgünsem yazarım mesela. en son günlüğüme ne yazdığımı da bilmiyorum ama son bir yıldır bir şey yazmadım sanırım. önceden her gün hatta günde birkaç kere günlüğüme yazardım. her şeyi yazardım, ne düşünüyorsam. bu blog sitesi belki de artık günlüğüme yazmamama neden oluyordur. buraya da o kadar açık yazmıyorum. yine de açık yazıyorum da denebilir. bilmiyorum. bazen günlüğüme bile açıkça ne düşündüğümü yazmam. ya da birine tam olarak ne hissettiğimi anlatmam. terapistime bile anlatmıyorum. çok konuşan ve her şeyimi insanlara anlatan biri sanırdım ama çok yeni fark ettim o kadar da konuşmadığımı. yine de tam olarak hissettiklerimi anlayacak kimse yok gibi. yine de beni yargılamadan dinleyecek kimse yok gibi.  uzun süredir düşünmemeye çalışıyorum. sakince duruyorum. yalnız kalmamaya çalışıyorum. çünkü kendi başıma durmak istemiyorum. kendimle olmak hem çok sıkıcı hem çok üzücü. yalnız olmak istemiyorum.  şebnem ferah - ...

eskiden dinlediğim müzikler

 hiç eskimiyorlar aslında. bir ara durmadan izlediğim müziklere birden yine denk geldiğimde öyle mutlu oluyorum ki. ve sonra o müziğin çevresini sarmalamış tüm anılar doluşuyor birden zihnime. mesela hava soğuk ve yağmurlu. yine korkunç bir istanbul trafiğindeyim ve sabahın sekizi. omuzum yağmurdan buz tutmuş cama yaslı. kafamı da yaslıyorum. daha da üşüyorum böyle o yüzden atkımı cam ile kafamın arasına koyuyorum. kulağımda işte bu playlist. oldukça insanı geren bir playlist bu çünkü bir korku oyununun soundtrackleri. korku oyununu hatırlatıyor bana. sonunu hatırlıyorum. gerçi birçok sonu olan bir oyun ama öyle herkes anlayamaz. ya da herkes bir oyundan etkilenmez. o oyunu oynamadığın ya da oynayan birini izlemediğin sürece ve ciddi bir zamanını bu oyuna harcamadığın sürece pek de etkisine giremezsin. o yüzden iki sene önce bu oyunu tekrar baştan izlemiştim. çünkü oyun oynamada hiç iyi değilim.  bu müzikleri yüzden beni iki yıl önceye götürdü. her sabah aynı karanlıkta ve her...
aniden bir şarkıya hapsolursun. ve aslında o şarkının hissettirmesi gereken duygulardan oldukça uzaktasındır. Cem adrian'ın kül adlı şarkısına takılı kaldım. pek de kül olmuyorum ya da kahrolmuyorum. sadece nasıl hissedeceğimi bilemediğim bir haldeyim. pek keyif almıyorum çoğu şeyden. her şey bana iğrenç geliyor mesela. canım çok sıkkın. bugün istanbul trafiğindeydim. uzun zamandır trafiğe girmiyordum. istanbuldan yine midem bulandı. burası beni o kadar boğuyor ki. çok bunaldım. imkanları daha iyi olsa ne fark eder ki trafikten imkanın kendisine ulaşabiliyor muyuz? ruh halimiz bok gibiyken imkan dolu olsak ne olur? sinir krizine girdikten sonra ben her şeye kolaylıkla sahip olsam ne olur ki? bu şehir insanı tüketiyor. bu şehir insanı yaşlandırıyor.  eğer daha verimli bir hayat sürecektiysem de bu şehir bendeki tüm enerjiyi çoktan sömürdü. eğer daha uzun yaşayacaktıysam da bu şehrin inşaat tozları beni birkaç yıl daha ölüme yaklaştırdı. kurallara uymayan insanlar beni sinir hastası ...